Javascript Menu by Deluxe-Menu.com
Zati ERBAŞ
doga_005.jpg

Ana Sayfa > DOĞA OKULU > SÜRÜNGEN VE KURBAĞALAR

Kurbağaların yaşam döngüsü

Kurbağanın_yaşam_döngüsü.jpg

*AMFİBİLER (İKİ-YAŞAMLILAR)

 

Amfibiler (iki-yaşamlılar) omurgaya sahip balık ile sürüngen arasında özellik gösteren soğukkanlı hayvanlardır. Yaşamlarını hem suda hem de karada sürdürürler. Larvaları (tam gelişmemiş yavrular) suda olgunlaşır ve balıklar gibi solungaçlarla nefes alıp verirler. Yetişkinler ise akciğer ve derileri ile solunum yaparlar. Amphibia sınıfına dahil olan amfibiler yaklaşık 3 500 farklı türü barındırır. Amfibiler üç takıma bölünür: Anura (kuyruksuzlar; kurbağalar ve karakurbağaları), Urodela (kuyruklular; semendergiller) ve Gymnophiona (ayaksızlar; solucanımsılar).
Tarihçe:
Amfibiler yaklaşık 400 milyon yıl önce, yeryüzünde büyük miktarda kara oluşumunun başlamasıyla, balıktan türemişlerdir. Bazı balıklar, sürünmek için bacaklar ve soluk almak için ciğer geliştirerek, değişen koşullara kademeli uyum sağlamışlardır. Bu tür, hem suda hem de karada yaşayabilen organizmalara,Yunanca’da “çifte yaşam” anlamına gelen AMFİBİLER (AMPHIBIAN) ismi verilmiştir. Amfibiler karada yaşayan ilk omurgalılardır. Ancak, solumak için suya geri dönmek zorundaydılar. En fazla amfibi çeşitliliği, çevre koşullarının ıslaktan kuruya doğru sürekli değiştiği, 360 ile 230 milyon yıl önce görülmüştür. Bu dönemde gelişen bir çok amfibi türü tükenmiştir. Bugüne kadar gelebilen amfibi grupları en fazla 200 milyon yıl öncesine tarihlenebilmektedir.
Özellikler:
Amfibiler soğukkanlı hayvanlardır. Bu, sabit bir vücut sıcaklıklarının olmadığı ve çevrenin sıcaklığını aldıkları anlamına gelmektedir. Amfibilerin su ve oksijeni soğuran (absorbe eden) nemli, pulsuz derileri vardır. Bu özellik onları kurumaya (dehidrasyon; vücut sıvısının kaybı) karşı korunmasız kılar. Nemli koşullar olmadığında derileri kurur ve ölürler. Bu nedenle, amfibiler genellikle göllerin, bataklıkların ve taze suyun olduğu yerlere yakın yaşarlar. Bazı amfibiler, yaşam koşulları uygun olmadığında eylemsizleşirler (hiç hareket etmezler). Bu eylemsiz dönem, sıcak ve kuru hava koşullarında gerçekleştiğinde “yaz uykusu” ve soğuk hava koşullarında gerçekleştiğinde “kış uykusu” olarak adlandırılır. Uygun koşullar tekrar oluştuğunda amfibi uyanır.
Amfibilerin derisi bir çok salgı bezine sahiptir. Bunların arasında, zehirli olan salgılar, bazı türleri etobur hayvanlardan korur. Özellikle, parlak renkli ok zehri kurbağalarının salgısı son derece zehirlidir ve Güney Amerika yerlileri tarafından oklarının uçlarına sürülür. Bazı amfibiler düşmanlarından korunmak için, renk değiştirerek bulundukları çevreye uyum sağlarlar.

kurbaga-1.jpg

Yaşam döngüsü:
Bir çok amfibinin yaşam döngüsü, dişinin vücudunun dışında döllenen yumurtalar dişi tarafından bırakıldığında, suda başlar. Ardından, dış solungaçlarıyla nefes alan larva, yada iribaş, yumurtadan çıkar. Düz kuyruğu büyüyen larva sudaki bitkilerle beslenir. Başkalaşım (metamorfosis) adı verilen bir süreç sonunda fiziksel değişimler gerçekleşir ve solungaçların yerini akciğerler alır. İribaş da otobur bir hayvandan etobur bir hayvana dönüşür. Amfibiler, genellikle, 3-4 yaşlarında erişkin olurlar.
Bilinmesi gereken kelimeler
Solungaç: Sudaki oksijeni kullanabilen bir soluma organı
Yaz uykusu: Sıcak ve kuru yaz aylarında görülen eylemsizlik durumu
Kış uykusu: Soğuk kış aylarında görülen eylemsizlik durumu
Omurgasız: Belkemiği olmayan hayvan
Omurgalı: Belkemiği olan hayvan
Larva: Hayvanın, ergin haline benzemeyen ve erginleşmek için başkalaşım (metamorfosis) geçirmesi gereken, ilk şekli.
Tüm amfibiler aynı üreme şeklini göstermezler. Semenderler tüm yaşamlarını karada geçirirler ve tam şekillenmiş yavru doğururlar. Diğerleri, ormanlık alanlarda nemli yerlere yumurta bırakır ve yumurtalardan yetişkinlerin küçülmüş biçimleri çıkar. Bazı su kelerlerinde solungaçlar tüm yaşamları boyunca kalır. Benekli kırmızı su keleri gençlik dönemini kırmızı semender olarak karada geçirir ve gelişerek bir ergin gibi yaşamak için suya geri döner.
Üç temel Gurup
Anuranlar (Kuyruksuzlar): Yaşayan amfibiler içinde, 3 000 tür ile Anora takımı (kurbağalar ve kara kurbağaları) en büyük gurubu oluşturur. Kurbağaların arka kuyrukları yoktur, onun yerine sıçramak ve yüzmeğe çok iyi uyum sağlamış uzun arka bacakları vardır. Anuranların çoğu taze suya yakın yaşadıkları halde bazıları daha kuru ortamlara uyum sağlamıştır. Kurbağa ve kara kurbağaları birbirinden farklıdır. Kara kurbağalarının diğer pürüzsüz derili kurbağalarla karşılaştırıldığında daha kısa bacakları ve siğilli görüntüye sahip daha kuru derileri vardır. Kurbağalar çok farklı büyüklükte olabilir. Ölçülmüş en küçük kurbağa yaklaşık 10 mm (Psyllophryne didactyla, Brezilya ve Stumpffia tridactyla, Madagaskar) ve en büyük ise 30 cm (Batı Afrika Goliath kurbağası, Conraua goliath)’dir. Anuranlar temel olarak böcekler ve diğer omurgasız hayvanlarla beslenirler. En büyük kurbağalar küçük memeli hayvanları, kuşları, balıkları ve diğer amfibileri de yiyebilirler.
Urodeller (Kuyruklular): Semendergiller olarak da adlandırılan bu takım yaklaşık 250 türü barındır. Urodeller en küçüğü yaklaşık 15 mm (Thorius arboreus ) ve en büyüğü 1,5 m (Japonya’da bulunan dev semender) olmak üzere farklı büyüklüklerde olabilirler. Semendergillerin uzun kuyrukları ve az gelişmiş bacakları vardır. Genellikle suyun içinde yada yakınında görülürler ve çoğunlukla kaya veya odunların altındaki nemli toprakta bulunurlar. Erişkinler genellikle yaşamlarının büyük kısmını karada geçirirler ve böcek ve solucanlarla beslenirler.
Semendergillerin bazı türleri, Siren cinsine girenler, suculdur. Sadece kısa ön ayakları olan Sirenler yılan balığına benzerler. Bu türler hem solungaçlarla hem de akciğerle solurlar ve bataklıkların dibindeki çamurun içine gömülürler.
Gymnophionlar (Ayaksızlar): Ayaksızlar takımındaki solucanımsılar (Caecilian) solucana benzeyen kör ve ayaksız amfibilerdir. Afrika ve Güney Afrika’nın tropikal ikliminde nemli toprağa gömülürler. Değişen boyutlara sahip en az 160 farklı solucanımsı tür vardır. Ölçülen en küçük ayaksız Grandisonia brevis (11,2 cm), büyük ayaksız ise Caecilia thompsoni (1,515 m)’dir. Ancak, iri boyutlarına karşın çok seyrek görülürler.
Yakın zamandaki azalma:
Bilim adamları, 20. yüzyılın son yarısında, tüm dünyada amfibi sayısında ve türlerinde tehlikeli boyutlarda bir azalma görüldüğünü belirtmektedirler. Azalmanın bir çok faktöre dayandığını öne sürmektedirler: Taze su ekosistemlerinin kirlenmesi, sürekli artan insan nüfusu nedeniyle yaşam alanlarının yok olması ve tahminen, ozon azalması nedeniyle artan morötesi ışınma. Amfibiler gösterge türleri yada sağlıkları yaşadıkları alanın ekosisteminin sağlıklı olduğunu gösteren türler olarak bilinmektedir. Sayıları azaldıkça, tüm dünyadaki sağlıklı ekosistemlerin de sayısı azalmakta ve sonuçta bu da bir çok başka hayvan ve bitki türünün azalmasına neden olmaktadır.
*
http://www.scienceclarified.com/Al-As/Amphibians.html ‘den çevrilmiştir.